Anasayfa / Sinema & Tv / İnfrases ve Karabilim

İnfrases ve Karabilim

İnfrases ve Karabilim

Doç.Dr. Ümit Sayın
Infrases konusunda yazdıklarımız sizleri biraz korkutmuş olabilir,
amacımız sizleri ürkütmek değil, sadece farklı teknolojilerin nasıl
kullanabileceğini dile getirmek! Gerekli makamların da bazı
önlemleri almasını sağlamak! Bu köşede mümkün olduğunca güncel
bilimsel konulara değinmeye çalışacağım.

Geçen yazıdan sonra sıklıkla sorulan bir soru, infrasesin farklı
biçimlerinin müzik veya normal sesin içine sokulup, implante edilip
edilemeyeceğiydi. Infrasesin frekansı çok düşüktür (1-20 Hz), bu
nedenle ses hızı sabit olduğuna göre dalga boyu dinlediğimiz müzik
veya konuşma sesinin dalga boyundan çok daha büyüktür. Normalde
farklı şiddetlerde, tınılarda ve frekanslarda ses dalgalarını
birleştirmeye çalıştığınız zaman ses dalgaları birbirini
şiddetlendirir veya söndürür, bir çeşit dalga fonksiyonu etkisi
yaratır. Ama infrasesin dalga boyu çok büyük olduğu için normal
bilinen ses ile interferans yapması mümkün değildir, yani bir paket
olarak müziğini içine yerleştirebilir, ama etkisi diğer duyulan ses
dalgalarının dalga boylarıyla etkileşmediği için fizyolojik
etkilerini sürdürür. Acid-Pro (Sonic Foundry) veya Cool-Edit gibi
basit müzik ve ses programları ile bile bazı farklı seslerin
birbiriyle karıştırılması mümkün, ama infrases için çok gelişmiş bir
elektronik teknolojisi gerekiyor!

Televizyonlardan veya müzikle bu ses dalgaları verilebilir mi? Bu
biraz zor görünüyor! Gerek elektromanyetik, gerekse radyo
dalgalarının yayın bandı ve frekansına bu sesi sokmak çok güç, ancak
infrases jeneratörleri lokal olarak kullanılabiliyor. Ama insan
fantezisinin sınırı çok geniş, etkilerin ve araçların nerde
başlayıp, nerde biteceği bilinemez!

Aslında infrasesin bir silah olarak veya davranışı değiştirici ajan
olarak kullanılma çalışmaları çok yeni. CIA’in ünlü davranış
değiştirme çalışmaları olan MK-ULTRA çalışmaları sırasında bile
sesin bu alt eşik etkileriyle ilgilenen olmamış. O dönemlerde ortaya
çıkarılan bazı sesler, hipnoz, telkin, beyindeki bazı EEG ritmlerini
etkilemek amacıyla kullanılmış. Kara Bilim ve Zihin Kontrolü
projelerinde ses de, diğer uyaranlar gibi uzunca bir süre Edgewood
Arsenal isimli askeri üste araştırılmış! İlk infrases silahı 1970’li
yıllarda Fransızlar tarafından geliştirilmiş, sonra da Ruslar ve
Amerikalılar devreye girmişler. DUNE isimli filmi izleyenler,
aslında bu filmde ses dalgaları kullanarak, uzaktaki cisimlere nasıl
etkiler yaratıldığını hatırlarlar.

Aslında Tibetteki Lamaların da genizlerinden çıkardıkları bazı ses
dalgaları ile meditasyon yaptıkları ve bunun eğitiminin 5-6 yıl
sürdüğü biliniyor, bu sesler çok düşük frekanslı sesler (150-700 Hz
civarında). Tibetli Budist rahiplerin günde 6-10 saat durmaksızın
bazen bu sesleri çıkararak veya mantraları söyleyerek, meditasyon
yaptıkları da bilinen bir gerçek, otonom sinir sistemi
fizyolojilerini de etkileyebiliyorlar, kalplerini
yavaşlatabiliyorlar, günlerce aç-susuz kalabiliyorlar, oturdukları
bir buz kalıbını yarım saat içinde eritebiliyorlar, bilinçlerini
değiştirebiliyorlar. Öyle ki, Richard Alpert’in 1970’lerde yapmış
olduğu bazı deneylerde LSD bu rahipleri hiç etkilememiş! Rahiplerden
bazıları zaten kendilerinin o bilinç halinde olduğunu söylemişler!
Üstelik normal etki dozu 100 mikrogramken, bu rahiplere 1000
mikrogram (1mg) LSD verilmiş, tedrici arttırarak!

Kısaca infrases dalgalarının, insanın otonom sinir sistemini, kalbi,
içgüdülerden sorumlu limbik sistemi etkilediğini, yüksek şiddetlerde
(desibel düzeyinde) insanda anksiyete (kaygı), depresyon, panik
atak, başağrısı, sara nöbeti, bilinç kaybı veya farklı bilinç hali
(altered states of consciosness) oluşturabildiğini biliyoruz.
Bu ne demektir?
Şu demektir: İnsanlarda telkine yatkınlığın, bağımlılığın,
psikolojik bazı farklı bilinç hallerinin oluşturulabilmesi ve
bilincin, iradenin etkilenebilmesi. Örneğin günde iki paket sigara
içiyorsunuz, günün birinde sizdeki bu bağımlılığı bir çeşit ses
tedavisi ile azaltmak mümkün olabilecek. Ya da, Kara Bilim amacıyla
bu etki size karşı bir silah olarak kullanılabilecek. Yaşanması
olası bir örnek mi istiyorsunuz? Açalım.

NATO’ya gönderilen bir general düşünün! NATO’dakilerle bazı fikir
uyuşmazlıkları gösterdiğini varsayalım, örneğin Ralph
Peters’ın ’Özgür Kürdistan’ haritasına karşı çıkıyor! Onu
diskalifiye etmek isteyen NATO askeri istihbarat görevlileri,
yattığı odanın yanına 150 desibel şiddetinde 5-8 Hz. arasında
infrases veren bir cihaz yerleştiriyorlar. Tüm gece bu infrasese
maruz kalıyor. Uykuları bozuluyor, kabuslar görüyor, sabahları çok
kötü uyanıyor. Bir kaç ay içinde, stres bozukluğu ve anksiyete
atakları başlıyor, ani kalp sıkışmaları geliyor ve sonunda önce
doktora, sonra da psikiyatriste başvurduğunda ’ Akut Panik Atak’
tanısıyla hastaneye yatırılıyor, bir süre sonra da asıl görevini
tamamlayamadan Türkiye’ye gönderiliyor. Hiç kimsenin ruhu bile
duymuyor. Yani ilaç veya bir kimyasal vermeden, düzenli geceleri
uygulanan infrases dalga paketçikleriyle istemedikleri bir generali
sessiz sedasız bir biçimde ortadan kaldırıyorlar. Hem de hiç bir
farmakolojik ajana gerek duymadan, hiç bir kalıcı zarar vermeden!

İlaçlarla varılan etki düzeyini soruyorsunuzdur tabii ki, şimdi de!
Üstelik, aklınıza, Hrant Dink cinayetini işleyen 16 yaşındaki
çocuğun hiç bilmediği İstanbul’da nasıl böylesine soğuk kanlılıkla
cinayeti işledikten sonra, rahat rahat otobüse binip, ’ yakalanmak
üzere’ ailesinin yanına yollandığını düşünüyorsunuzdur! Bir bilgi
vermeyeceğim, sadece ’Batılı istihbarat örgütlerinin artık
yöntemleri değişti! ’ diyeceğim. Ama ilaçların bilinç düzeyini Kara
Bilimle nasıl etkileyeceği konusunu da şöyle bağlayayım isterseniz:

Çok etkili bazı ilaçlarla veya kimyasallarla insan bilincini veya
insan algılarını değiştirmek mümkün. Bu etkilerden bazılarını
sıralarsak, aklınıza acaba bazı katillerin ilaçlanıp ilaçlanmadığı
sorusunun geldiğini görür gibi oluyorum, okuyacağınız gibi bazı
insanlarda bazı psikoaktif maddelerle kontrollü psikoz yaratmak
mümkün!:

Zaman algısının değişmesi (LSD, THC, İbogain vb. veya psikoz)
Güçlü bir mistik deneyim (LSD, Psilosibin, Meskalin vb.
veya mistik psikoz )
Melekler ve Allah, veya ölmüş Şeyh ile konuşmak (LSD,
psilosibin, MDA vb. veya psikoz)
Güçlü empati hissi (MDMA, bazı amfetamin türevleri)
Cisimlerin boyutlarında değişiklik (LSD veya diğer
halüsinojenler veya psikoz)
Ses duymak (psikoz veya temporal bölgede etkisi güçlü
halüsinojenler veya psikoz, şizofreniform reaksiyon, psikozda ve
şizofrenide en sık görülen ses duymadır.)
Ortamın aydınlanması, farklı ışıkların görülmesi,
yazıların veya duvardaki resimlerin canlanması (LSD veya psilosibin,
PCP veya psikoz)
Kendini çok yetkin hissetmek, Görevi olduğunu ve Tanrı
tarafından bir görevle görevlendirildiğini düşünmek (yüksek doz
metamfetamin, LSD, DOM, Psilosibin, Meskalin vb.veya Psikoz)
Kendini ermiş hissetmek (LSD, ibogain, THC vb. veya
psikoz)
Geçmişe gitmek, geçmişteki olguları veya olayları
hatırlamak (LSD, ibogain, THC, bu etki pek psikozda görülmez)

. Bir Mançurya Adayı veya Mançurya Kobayı yaratılabildi mi hiç, ne
dersiniz ?!







Eklenti Başlığı
Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!